Şehirden Kaçma Noktası: Trilye

Şehirden Kaçma Noktası: Trilye

DSC_0267_1

Bazen insanın kendisiyle kalabilmesi, sohbet edebilmesi için yola çıkması gerekir. Kafa dinleyeyim, İstanbul’un kargaşasından biraz uzaklaşayım, biraz nefes alayım, gitmişken de biraz fotoğraf çekeyim, sokaklarında kaybolayım, üzerine de güzel bir yemek yiyeyim demek için var sanki Trilye. İnsana iyi geliyor.

İstanbul’da yaşayanlar için ulaşımın kolay olması büyük avantaj. Kabataş’tan kalkan Bursa Deniz Otobüsleri (BUDO) ile Mudanya’ya 1 saat 50 dakikada ulaşılıyor. Mudanya’da da deniz otobüsü iskelesinin hemen önünden yarım saatte bir geçen minibüsler ile yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk sonunda ulaşabiliyorsunuz.

Trilye’ye vardığımda önce sahile iniyorum; liman civarında pek çok çay bahçesi var. Kahvaltı yapmak ve yöre insanıyla konuşup tanışmak, bilgi almak için bir tanesine oturuyorum. Denizi izlemek bile huzur veriyor insana. Daha sonra Taş Mektep’i ve özel mülkiyetteki eski bir kilise olan Dündar Evi’ni buluyorum. Dündar Evi civarında fotoğraf çektikten sonra sokakta oturan teyzelerle sohbete başlıyoruz. Bana Trilye’nin geçmişini, eskiden bir Rum köyü olduğunu ve mübadelede değişime konu olduğunu, Dündar Evi’nin de bu mübadelede özel mülkiyete geçtiğini ve geçtiğimiz sene İstanbullu bir işadamına satıldığını anlatıyorlar ikram ettikleri ayran eşliğinde. Ayran getiren teyzenin gözleri çakır, kelimeleri göçmen ama sanki kırk yıldır tanışıyoruz gibi, sanki onları ziyarete gitmiş gibiyim… Sonra, sonra ara sokaklarda kayboluyorum, bol bol fotoğraf çekiyorum, gördüğüm herkesle sohbet ediyorum; bunlar en sevdiğim kısım..

DSC_0299_1

Trilye çok büyük bir yerleşim yeri değil, güzel sokaklarını arşınlayıp bir de  Çamlı Kahve’ye çıkıyorum en tepede, güzel bir kahve eşliğinde manzaraya doyum olmuyor. Sonrasında ise sahilde hepsi birbirinden güzel gözüken balıkçılardan birinde mola veriyorum. Her ne kadar balık yemesem de, burası rakı-balık için çok güzel bir yer. Atlanmaması gereken bir diğer noktada zeytinler, her köşe başında ve sahilde zeytin, zeytin yağı, sabunu satan tezgah veya dükkanlara rastlıyorsunuz. Gerçekten çok lezzetli zeytinleri ve yağları var, almadan dönmemeli. Trilye, eski adı olan Zeytinbağı’nı da haklı olarak burdan almış.

Hafta sonları İstanbul’dan kaçıp kafa dinlemek isteyenler için hem günübirlik hem de konaklama seçenekleri ile (bir çok otel-pansiyon var) çok güzel bir seçenek. Bu kadar keyifli bir kasabayı  bir hafta sonu daha gelmek dileğiyle veda ediyorum..

DSC_0230_1DSC_0245_1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir