Browsed by
Etiket: Ağrı

Ağrı Dağı Güncesi

Ağrı Dağı Güncesi

Ağrı’ya gitmeye karar verdiğimde, bu 4. girişimim olacaktı. Dağın turizme kapanması, yıllık iznimi ayarlayamamam gibi çeşitli sebeplerle daha önce 3 kez ertelemiştim. Artık daha fazla ertelemek gibi bir niyetim yoktu …

Uçak biletlerimizi alıp, rezervasyonlarımızı yapmıştık. Gideceğimiz tarihin bayrama denk gelmesi izin olayını  kolaylaştırıyordu ancak siyasi ortamın karışıklığı birlikte yola çıkacağımız Rota grubunda bir endişe yaratıyordu. Yaptığımız toplantılarda tüm olasılıklar konuşuldu, herkes görüşünü dile getirdi ve yola çıkacak grup belirlendi.

1. gün: İstanbul’dan Van’a yola çıktık ve güzel bir Van kahvaltısının ardından aynı gün Doğu Beyazıt’a geçiş yapıp yol yorgunluğunu atıp hazırlıklarımızı yapmak için otelimize (1.600 mt) yerleştik (27.08.2011). O gün dağdan inen gruplardan dinlediklerimiz ve 4 grubun zirve yapamadan dönmüş olması, yukarıdaki hava koşullarının uygun olmaması kafalarda soru işaretleri oluşturmuştu, acaba zirve yapabilecek miyiz, nasıl olacak… Biraz korku, biraz merak, biraz endişe, biraz heyecan… Her duygu vardı aslında… Uzaktan baktığımız Ağrı, Sisler Kraliçesi modunda tüm heybetiyle karşımızda duruyordu, başı dumanlı…

2. gün: Ertesi gün yerel rehberlerimiz eşliğinde rengarenk duygular eşliğinde yola çıktık ve 2.200 mt.den tırmanışa geçerek ilk kamp noktamız olan 3.300 mt’ye ulaştık. Çadırlarımızı kurup çevremizi keşfetmeye başladık. Bu sefer Ağrı sislerini ayaklarımız altına sermiş, bizi kabul etmişti eteklerine. Kamp alanımızdan sonraki kamp alanını ve zirveyi açıkca görmemize rağmen, sisten kamp alanından aşağısı gözükmüyordu. Sis havuzuna kamp atmış gibiydik… 3.300 mt’de uykuya dalmak zor olsa da, sabaha uykumu almış ve rahat uyanabildim.

3. gün: Çeşitli alternatifler grupça değerlendirildikten sonra günü, aklimatizasyon için 4.200 mt.ye çıkıp geri dönerek kullanmaya karar verdik. Amacımız zirve çıkışını kolaylaştırmaktı. Hava durumu da bizden yana gözüküyordu Ağrı şimdilik  bizi kabul etmişti:) (29.08.2011)

4. gün: Öyle çook dalgın uyuyamadığımız gibi, havanın aydınlanması ile erkenden uyandık.  Günün planı 4.200 mt’ye çıkmak ve dinlenmekti. Adım adım zirveye yaklaşıyorduk. Sabaha karşı da uyanıp zirve yürüyüşüne başlayacaktık. Bu arada Van’a indiğimizde başlayan boğaz ağrım kullandığım ilaçlara rağmen geçmek bir yana giderek artıyordu. 4.200 mt’ye çıkıp çadırlarımıza yerleştik. 4.200’de Küçük Ağrı ile yan yana durup, Ağrı’ya göz kırpma mesafesinde gibiydik. Bu kadar arzulanan meşhur Ağrı’nın zirvesine hem bu kadar yakın hem de uzak olmak, küçük Ağrı’yla kucaklaşmak, aslında hoplayıp zıplamak istemek ama hemen yorulmak, nefes almak da zorlanmak, içinin kıpır kıpır olması…..Yine bir cümbüş, Ağrı keyfi … Hava çok güzeldi, moralimiz yerindeydi. Yemeklerimizi yedikten sonra erkenden çadırlarımıza dinlenmeye çekildik. Artık büyük gün gelmişti!  (30.08.2011)

5.gün: Yükseklikten  ve rahatsızlığımdan dolayı rahat nefes alamadığımdan çok zor uykuya daldım.  Sabaha karşı 01:00 civarında da uyandık zaten. Hava beklediğimden yumuşaktı; gerçi biz de tüm hava koşullarına gayet hazırlıklı idik. Çorbalarımızı içip, termoslarımıza sıcak sularımızı ve hoşaflarımızı aldık. Son hazırlıklarımızı yaparak  saat 02:00 civarında yola çıktık; oldukça dik bir sırtta  kafa lambalarımızın aydınlattığı yolda yavaş yavaş tırmanmaya başladık (31.08.2011). Grup temposunun belirlenmesi, vücut ısılarımız, nefesimizin alışması, heyecan, merak…Yavaş yavaş güneş doğuyor, zirve giderek yakınlaşıyor. Hırs değil bu duygu; taa baştan beri biliyorum ki Ağrı bizi kabul etti  eteklerinden beri ve şimdi de zirvesine bekliyor. İlerliyoruz ağır ağır; artık kar ve buz karışımındayız. Soğuk aslında, öyle bir rüzgar ve güneş var ki yanıyoruz… Giderek dikleşen sırtta nihayet zirvedeyiz.  Pırıl pırıl bir güneş var ve dört bir yanı görebiliyoruz; Nemrut, İran, Ermenistan… ve Ağrı o kadar güzel ki…

 

 Ayrıca;

İyi ki aklimitize olmak için ekstra çıkış yapıp inmişiz. Vücudumuzu alıştırmanın yanı sıra bir fazla gün daha geçirmiş olduk Ağrı’da..

Rüzgar ve güneşin yaktığı yüzlerimiz için yanımızda az miktarda güneş kremi vardı. Keşke daha çok olsaydı ve karşılaştığımız çocuklara bırakabilseydik..

Ekip üyelerinin birbirini tanıması ve uyumu, kamp ortamından yürüyüşe kadar her noktaya yansıyor ve çoook önemli.

veee son söz:

Hayallerinin gerçek olması kadar güzel ve keyifli bir duygu daha yok sanırım.. Nice hayallere ve hayata…

bir hayal… AĞRI

bir hayal… AĞRI

Bazen bir hayalin peşinden koşmak, o hayali gerçekleştirmek kadar güzeldir. Bir hayal ile başladı Ağrı da… Planlar yapıldı, biletler alındı, planlar ertelendi, vazgeçilmedi, tekrar planlar yapıldı, dağ’a çıkışlar yasaklandı.. Oysa dağdı, ne zararı olabilirdi ki insana ama yasaktı işte.. İzin verilmedi. Vazgeçilmedi.. Hayal etmeye ve istemeye devam ettim. Bir tutku çünkü Ağrı.. bir dağ değil sadece..

 

Hayallerimin dışında gerçekten karşıma çıktığı anlar defterimde:

27.08.2011

Doğu Beyazıt’tayım. Gerçekten Doğu. Karşımda bulutların arasına saklanmış Ağrı; bir yanımda yine yüksek dağlarla çevrili İshak Paşa Sarayı ve muhteşem dağlar!

Bir hayalin peşinden koşup koşup yorulmak, sonra pes etmeyip yeniden koşmak ne güzeldir değil mi?Şimdi 6 yıllık hayalim karşımda duruyor. Hissettiğimse huzur… Bakmaya doyamıyorum. Sanki uyurken sevgiliyi seyretmek gibi. Huzurlu… Bir de heyecan var. Şu an bakışıp duruyoruz AĞRI’mla; nam-ı diğer ARARAT’la. Uğrunda ne aşklar, ne hayaller, ne tutkular var bu dağın… Bir dağı AŞK’la sevmek ne demek bilir misin? Hem de hiç görmeden, daha tanışmadan… Yüksekliği değil bu, derinliği de değil. Bu ne bir skor; ne de bir inanış… Aşk işte, bazen sebep olması gerekmiyor.

Hiç tanışmadık daha önce, henüz tanışmadık. Ama tanıştığımızda yıllardır biliyormuşcasına birbirimizi sarılacağımızı hissediyorum..Öyle bir özlemle sarılasım var AĞRI’ya…

                                                                    Hoşgeldim AĞRIM;

                                                                    artık tanışalım…

2011’den 2012’ye …

2011’den 2012’ye …

“Hayat sana güzel!” diyen arkadaşlarım var; evet hayat benim için güzel. Elbette  kötü yanları da var, zor günlerimiz oluyor.. Ama bakış açım nasıl bakarsan öyle olacağı:) Hayata güzel bakıyorum ve hayattan güzel şeyler bekliyorum..

Ne güzellikler biriktirmişim 2011’de, not etmek istedim:

  • Van
  • Hatay
  • İzmir
  • Rafting -Melen Çayı
  • Salsa kursu
  • Gökçeada’yı Atlas ile beraber keşfetmek
  • Bozcaada
  • Sirtaki dersleri
  • Asos ve köylerini keşfetmek
  • Doğubeyazıt
  • Kısa Film Atölyesi
  • Ağrı Dağı zirve tırmanışı
  • Sigaraya veda
  • Fethiye
  • Yamaç Paraşütü – Babadağ
  • Tüplü Dalış
  • Rafting – Dalaman Çayı
  • Konya’yı ziyaret ve Şebi Aruz Törenleri
  • Tarlabaşı – Atlas Dergisi – İstanbul’a Sadakat Gezileri
  • Fatih – Zeyrek – Atlas Dergisi – İstanbul’a Sadakat Gezileri
  • Fener – Balat  – Atlas Dergisi – İstanbul’a Sadakat Gezileri

 

 

2012’den beklentilerim daha fazla ve çok güzel planlarım var:

  •  Uzakdoğu’ya bir seyahat istiyorum.
  • Snowboard denemek istiyorum.
  • Makedonya’yı ziyaret etmek istiyorum.
  • 2012’yi Karadeniz yılı ilan edip hem şehir şehir hem de trans Karadeniz turları yapmak istiyorum.
  • Kısa filmimi artık çekmek istiyorum.
  • 2011 yılına göre daha çok kitap okumak istiyorum.
  • Biriktirdiğim filmleri izlemek istiyorum.
  • Yürüyüşlere ayırdığım zamanı bir standarta oturtmak istiyorum.
  • Niki (Nicon D90) ile daha fazla haşır neşir olup kendimi biraz eğitmek istiyorum.
  • Salsa, bachata, sirtaki…Hayatımda daha çok dans olsun istiyorum.
  • İstanbul’u daha yakından tanımak istiyorum.
  • Edirne ve Eskişehir’i gezip görmek istiyorum.

 

Bu liste böyle uzayıp gider, hiiiç bitmez… Kocaman enerjim ve merak etme potansiyelim yanında bitmek bilmeyen bir gezip görme, öğrenme isteğim var 🙂

Hayat bana güzel 😉