Browsed by
Etiket: Hindistan

Kısa Kısa Hindistan :)

Kısa Kısa Hindistan :)

india3

Vize almak için önce konsolosluktan randevu almanız gerekiyor.  Randevuyu 20-25 gün sonrasına verebiliyorlar, erken başvurmakta fayda var. Vize başvurusunu şahsen yapmanız gerekiyor, genel olarak da başvuru yaptığınız gün vizeyi veriyorlar.

Turizm bürolarına erken saatlerde gitmeye çalışın ve en az 2 saatten önce işinizin bitmeyeceğini baştan kabul edin 🙂 İşler yavaş ilerliyor.

Tren ile seyahat etmeyi planlıyorsanız biletlerinizi erken almakta fayda var; yakın tarihlerde istediğiniz sınıflarda bilet bulamayabilirsiniz.

Birden fazla eyalet-şehir görmeye çalışın, aralarındaki farkları kolaylıkla gözlemleyebilirsiniz.

Eğer taksi kullanacaksanız şehir merkezlerinde ve havaalarında bulunan prepaid taksileri tercih edin.

Yanınıza kesinlikle sinek ilacı alın. Nerede karşınıza çıkacakları belli olmuyor 🙂

Hindistan’da şehir içinde en kolay ulaşım aracı rikşa, gerçekten çok hızlı ve pratik. Genelde iki kişilik, motosiklete bağlı bu araçlar ile trafikte hızlıca yol alabiliyorsunuz.

Dünyanın yedi harikasından birinin yer aldığı Agra’nın bu kadar bakımsız olmasını aklım almadı. Aslında tüm müze ve ören yerlerinin içi temiz ve yeşil, ama içerisi ve dışarısı birbirinden o kadar farklı ki… İçeriye girdiğinizde bambaşka bir dünyaya girmiş gibi oluyorsunuz.

Mutlaka kapalı sulardan için. Yemeklerde kola, fanta gibi asitli içecekler tercih etmenizi de öneririm, mideyi düzenlemeye çok yardımcı oluyor. Ben her tür yemeği denedim ancak her seferinde midem bozuldu. Bir kaç güne alışırım düşüncesiyle hareket edip denemeye devam ettim ama sonuç değişmedi. Hindistan seyahatimden 10 kilo vermiş olarak döndüm.

Agrada hayatımın en pis otelinde kaldım. Hijyen takıntınız varsa yanınızda ince bir çarşaf ve yastık kılıfı bulundurabilirsiniz. Odamızın olduğu 2. katta bir keçi, bir sürü tavuk ve odada da bir sürü böcek vardı. Varanasi’de kaldığım otel ise çok temizdi ama fareler vardı. Hindistan’da hayvanlar günlük hayatın çok içinde. Halk onlarla içiçe yaşamaya çok alışmış. Bu nedenle tepki vermek ya da korkmak yerine alışmaya çalışın, eğer bu ülkeyi ziyaret edecekseniz kaçış yok.

india4

Çok fazla plan yapmayın bu ülkede; düzenli, özenli bir Avrupa şehrinde değilsiniz sonuçta. Zaten ne kadar plan program yaparsanız yapın bu ülke neyi nasıl istiyrsa sizi o yöne doğru sürüklüyor. Akışla bırakın kendinizi, akışta kalın ve Hindistan’ı keşfedin!

Ben genel olarak gitmeden önce ‘sakın ha yapma’ denilen ne varsa yaptım sayılır; iyi ki de yapmışım:

Açık su- meyva suyu içme demişlerdi. Su içmedim ama buzlu buzlu taze sıkılmış meyva sularından afiyetle içtim, çok da lezzetliydi.

First class dışındaki sınıflarda tren yolculuğu yapma dediler, slepper sınıfı ile yolculuk yaptım; hem de sabaha kadar.

Şehirler arası transferlerde kesinlikle kara yolunu tercih etmeyin dememişler gibi Agra – Khajuraho arasını kara yolu ile gittim. Aslında bu iki şehir arasında yol yok gibiydi, bizim dağ yolu, köy yolu dediğimiz yollar bile bu yolun yanında iyi kalırdı.

Hayvanlardan uzak dur dediler, maymunlardan biraz ürksem de ellerimle sincap besledim. Fareli otellerde kaldım.

Ganj’a sakın girme, elini bile değdirme dediler. Aslında bunu da yapmayı çok isterdim ama Risikesh’e gidemedim. Bir daha ki sefere, gittiğimde bunu da yapacağım:)

 

india2

 

india1

Doğum ve Ölüm: Varanasi

Doğum ve Ölüm: Varanasi

 DSC_0475

Bildiğim hiç bir yere, daha önce gördüğüm hiç bir şehre benzemeyen şehir Varanasi. Hem ışıklar şehri, hem de karanlıklar prensi!

Hem ışığı hem de karanlığı aynı anda içinde barındırıyor. Anlatması çok zor ama ilk defa bir şehirde bu kadar karmaşık duyguyu bir arada yaşadım.  Hindistan zaten pek çok yerinde anlamaya, anlamlandırmaya çalıştığım bir ülke oldu ama Varanasi bambaşkaydı.  Bazen anlamaya çalışmadım, kendimi bıraktım ve sadece izledim.

Öyle bir şehir ki planladığımız hiç bir şey, kalacağımız hostel de dahil, planladığımız gibi gitmedi. Kısa sürede pes edip kendimizi şehre bıraktık ve şehrin bize getirdiklerini yaşadık.

İnek tarafından kovalanmak, otel mafyasının eline düşmek, kaldığımız fareli oteller, ölümü bekleyen insanlar, sonu olmayan bir fakirlik, insanlardan dolayı üzülemediğim sokak köpekleri, her şeye rağmen gülümseyen insanlar, dilenenler, dilenmeyenler, arka sokaklar, gizli saklı atölyeler, Tanrılar, maymunlar, Ganj’a bırakılan dilekler… Her şey çok birbirine geçmiş, yaşam ve ölümün bir arada olduğu şehir Varanasi…

Bazı şehirleri anlatmaya kelimeler yetmiyor, bazı şehirler tarif edilemiyor.  Bazı şehirler rehber kitaplarda yer alan mutlaka görün-yapın kalıplarına sığmıyor. Bunları okuyup gitmek gerekir elbette ama Varanasi’de bir şeyler planlayıp buna uymaya çalışmak yerine kendini şehre bırakmak gerekiyor. Şehir istediği yüzünü, istediği rengini sadece kendi istediği gibi gösteriyor.

Hem ölüm hem de hayat için Işık’ın hiç eksilmemesi dileğiyle… Eminim yolum bir gün bu şehre tekrar düşecek.

 



DSC_0682 DSC_0691

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hindistan Hayalim

Hindistan Hayalim

Neden Hindistan diye pek çok arkadaşım soruyor. Çok zor olmadı aslında karar vermem; iç sesimi dinledim 🙂

Bir sürü seçenek varken hiç tereddüt etmeden karar verdim: Önce Hindistan, sonra Nepal!

Üniversite yıllarımdan beri hayallerimdedir Hindistan. Yıllar önce bir fotoğraf klübünün sergisinde tanışmış ve renklerine aşık olmuştum. Dünyanın yedi harikasından biri Tac Mahal’den önce renkleri kaldı aklımda. Sonra kalabalığı, kargaşası, tapınakları, pisliği, Ganj’ı, tanrıları, baharatları… Tanıdıkça daha çok merak ettim.

Hindistan’a gitmek için hep bir zamanım olduğunu düşünmüş ve beklemiştim. İçimden bir ses o zamanın geldiğini söyledi, kendime doğum günümde Hindistan hayalimi hediye etmeye karar verdim.

Şimdi yola çıkmak için günleri sayıyorum. Hayallerimi bir uçan balona benzetiyorum; ben de her şeye rağmen hiç vazgeçmeden, üşenmeden ve ertelemeden hayallerimin peşinde koşmaya çalışıyorum…

ucan_balon ve hayallerim