Browsed by
Etiket: Karadeniz

Karadeniz’in En Ucu: Sinop

Karadeniz’in En Ucu: Sinop

DSC_0331

Bir hafta sonu kaçamağı olarak düşündüğüm Sinop’u itiraf etmeliyim ki çok hafife almışım. Deniziyle, insanıyla, havasıyla beni o kadar şaşırttı ki Karadeniz’de olduğuma inanamadım.

Uçak saatlerinin uygun olması nedeniyle Samsun üzerinden Sinop’a geçtik, böylece Bafra’nın meşhur pidelerinin de tadına bakmış olduk.

BafraPidesi

Erfelek Şelaleleri, Sinop Kalesi, Cezaevi, Türkiye’deki tek fiyord benzeri doğa oluşumu olan Hamsilos koyunu, Türkiye’nin en kuzeyi olan İnceburun’u görmeden dönmedim tabi. Sinop, Karadeniz’den beklediğimin aksine çarşaf gibi uzanan denizi ile şaşırttı beni önce. Hırçın, dalgalı bir deniz beklerken dantel gibi işlenmiş sakin, minik minik bir sürü koyla karşılaştık. Konakladığımız Sinop Antik Otel‘deki Ali Bey’den şehrin iki yanının deniz olması sebebiyle esen rüzgara göre denize girdikleri kıyıyı değiştirdiklerini öğrendik. 

Bu kadar gezerken tüm arkadaşlarımın aynı yeri tavsiyede ettiği Teyzenin Yerinde karışık mantı yemeden dönemezdik. Karışık mantının yarısı cevizli yarısı da yoğurtlu servis ediliyor ve tadına doyum olmuyor. Bir de hamur içerisine  katılan ceviz ve üzüm ile hazırlanan nokul da Sinop’a özgü lezzetlerden, mutlaka denenmeli. Çok fazla yemediğimden yorum yapamıyorum ama bu güzel denizden gelen balıklar da akşam yemeği için güzel bir alternatif oluşturuyor.

Keyifli bir şehir Sinop. Diğer Karadeniz şehirlerinden farklı. Karadeniz denince akla gelen bir  karakteristik, şive vardır mesela, Sinop’un insanında da şehrin genelinde de bunu görmüyorsunuz. Ayaküzeri sohbet ettiğimiz bir teyze “En ucuyuz biz Karadeniz’in, uçlarda yaşarız bu yüzden, çok benzemeyiz Karadeniz’e ” dedi. Karadeniz doğası içinde bir Akdeniz rahatlığı var Sinop’ta; çok sevdim. Girdiğiniz dükkanlarda, yol sorarken, yemek yediğiniz yerde karşılaştığınız herkes çok sıcakkanlı ve yardımsever. Şahin Tepesi’ne nasıl gidileceğini sorduğumuz bir araç sahibi tarif etmeyeyim şimdi diyerek bizi tepeye kadar çıkardı.

Bir hafta sonu hem kafa dinlemek hem çok keyifli bir şehirle tanışmak hem de Türkiye’nin en kuzey ucunu görmek isterseniz yolunuzu Sinop’a düşürün. Bence çok keyif alacaksınız.

 İnceburun

 Karadeniz

 

Sinop

Sinop Cezaevi

Sinop Mantısı

 

Ruhumu Macahel’de Sakladım…

Ruhumu Macahel’de Sakladım…

Uzun zamandır hissetmediğim kadar huzur doluydu. Her sabah mis gibi bembeyaz çarşaflarda uyandığımda hem pencereden bakarken hissettim huzuru, hem de ahşap duvarlara her dokunuşumda..

Aslında hem yazmak, anlatmak istiyorum, hem de yüreğimde taa içimde saklamak istiyorum; kimseler zarar vermesin diye ona. Malum insanoğlu, gittiğimiz dokunduğumuz her şeyi yok ediyoruz…

Karadeniz gezimizi planlarken Artvin ve civarına da yer vermiştik. Amacımız hem Macahel hem de Şavşat ve civarını gezmekti. Ancak Macahel yöresi bizi öylesine kendisine bağladı ki, gidemedik. Artvin, Şavşat ve civarını başka bir geziye erteledik ve kendimizi Macahel’in yeşil kollarına ve güzel yemeklerine bıraktık.

Macahel: Bizim coğrafyamızda Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Camili, Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral ve Uğur köylerinden oluşmaktadır. Ek olarak bölge Gürcistan’a kadar yayılmakta ve toplamda on sekiz köyden oluşmakta. 1921 yılında Sovyetler Birliği ile  imzalanan Kars Anlaşmasıyla vadideki 6 köy Türkiye topraklarına, diğer 12 köy de Rusya’ya bırakılmış. Türkiye’de kalan köylerdeki halk halen halk Gürcüce konuşmaya ve adet, örf ve geleneklerini korumaya devam ediyor.

Bölgenin Borçka ilçesine uzaklığı yaklaşık 50 km. olmasına rağmen, 2-2,5 saatte ulaşabiliyorsuz. Borçka’dan başlayarak 1800 m. civarında yükselip sonra 600-800 m. inişe geçip saklı bir vadiye, Macahel’e ulaşıyorsunuz. Özel araçla gidecek olanların dikkatli olmasında fayda var, yollar oldukça kötü ve virajlı. Diğer bir seçenek de Borçka’dan minibüs ile Macahel’e gitmek. Ancak Borçka’dan Macahel’e tek sefer var, saat 16:00 sularında hareket ediyor. Eğer bu minibüsü kaçırırsanız Borçka’da gecelemek durumunda kalabilirsiniz. Biz saat 17:00 sularında Borçka’ya vardığımızda Macahel minibüsü çoktan gitmişti. Borçka PTT’nin alt tarafında Macahel durağına giderek yardım istedik, seferber oldular, bırakmayız sizi bir şekilde göndeririz dediler ve dediklerini yaptılar; aynı gece geç saatlerde Macahel’e vardık. Eğer minibüsü kaçırırsanız aklınızda bulunsun, güzel insanlar Macahelliler, yardımcı oluyorlar. Macahel’den Borçka’ya ise sabah 07:30 civarında yine tek bir sefer bulunuyor.

Macahel civarında Camili Köyünün meşhur camisini gezip köy kahvesinde hem sohbet edip hem de Gürcistan köylerini izleyebilirsiniz. Köyler arası trekking yapıp, Maral köy ve şelalesini görebilirsiniz. Bunlar dışında dere kenarına inip, fındık toplamaya da gidebilirsiniz. Genel olarak bu kadar, aslıda gezginler için Macahel 1-2 günlük güzel bir durak. İlk defa alışılmışın dışına çıkarak burada uzun süre kaldım. Hiç bir yere koşturmadım, yetişmeye çalışmadım, elimde uzun bir gezilecek görülecek yer listesi programı olmasına rağmen vazgeçtim; Macahel’de ruhumu dinledim. Sabahları evi kaplayan ekmek kokusu ile uyandım, kahveme eklediğim sütü sağdım, gürcü yemeklerinin tadına baktım, tereyağı nasıl yapılıyor öğrendim.. bir yere yetişmeye çalışmadığımdan 3 saat boyunca köy kahvesinde oturup gelen gidenle sohbet edip tanış oldum. Sevda – Mevlüt ailesinin sıcaklığını hissettim… Kendime vakit ayırdım, fotoğraf çekmeye, yürümeye, düşünmeye… Macahel bana iyi geldi.

 

Macahel ile ilgili güzel ve önemli bir nokta da ev pansiyonculuğunun yaygın olması. Tema Vakfının miafirhanesi olmasına rağmen tercih etmedik, iyi ki de öyle yapmışız. Yöreyi daha iyi gözlemleyebilmek için bir aile işletmesini tercih ettik ve kaldığımız süre içerisinde onlarla beraber yaşadık. Çok farklı, güzel ve keyifli bir deneyimdi.