Browsed by
Etiket: trekking

Annapurna Trekking Notları

Annapurna Trekking Notları

 DSC_0307

 

Amaç Annapurna Base Camp olmasına rağmen zaman kısıtından dolayı Poon Hill ve civarında trekking ile yetinmek zorunda kaldık. Amnapurna Base Camp yürüyüşü en az 8 gün gerektiriyor. Bizim ayırabileceğimiz 5-6 gün olunca Poon Hill’i içeren 5 günlük bir rota çıkardık. Tüm günü o muhteşem dağların eteklerinde yürüyerek geçirmek ve her sabah ayrı bir manzarada uyanmak rüya gibiydi.

1. Gün
Pokhara’dan sabah 08:00 de özel bir araçla hareket ettik. Yürüyüşe başlayacağımız Nayapul  yaklaşık  ,5 saat sürdü. Bu nokta pek çok trekkingin başlangıç noktası, bu nedenle oldukça kalabalık.

İlk gün yürüyüş programımız oldukça hafifti,  4,5 saatlik yürüyüş içeriyordu. Bu kısım hem biraz alıştırma oldu, hem de hafif olduğu için bol bol fotoğraf molası vererek ilerledik. Varış noktası Tirkhedhunga’ya (1540m) saat 14:00 civarında vardık.
Yanınızda kitap bulundurmanızda fayda var, zira çok boş vaktiniz var ve hava karardıktan sonra dışarı çıkamıyorsunuz. Bunun sebebi de dağ köylerinde konaklıyor olmanız , uçurumlar ve ormandaki vahşi hayvanlar.  Ayrıca elektrik kesintisi var ama pek çok tesiste genel alanlarda jeneratör var.  Ayrıca pek çok yerde telefon çekmiyor, wi-fi yok. Olan yerlerde de telefon şarjı ve wi-fi kullanımı ücretli.

2. Gün
Rotamızda Tirkhedhunga’dan Ghorepani’ye gitmek bulunuyor. Yürüyüşün başlangıçı uzun (yaklaşık 2,5 saat) bir yokuş ve dik basamaklar içerdiğinden yürüyüşe çok erken başladık. Amaç güneş iyice doğmadan yokuşun basamaklar içeren kısmını atlatmaktı. Bu etap yürüyüşün ve tüm programın en zorlu kısmıydı. Nepali dilinde ilk öğrendiğim sözcük yokuş anlamına gelen “ukalo” oldu. Herkes birbirine ukalo ukalo diyerek yürüyordu.

Yolun diğer kısmı da oldukça yorucuydu. Toplam yürüyüşümüz 5-6 saat sürdü. Ghorepani’ye vardığımızda oldukça yorgunduk.

Ghorepani (2874m) konaklamak için çok güzel bir yer, etrafı ulu dağlar ile çevrili, Fish Hill,   Annapurna South, Himsuli’yi izleyebiliyorsunuz. Fotoğraf çekmekten kendimi alamadım.

3. Gün
Sabah 05:15’te Poon Hill’de güneşin doğuşunu karşılamak üzere yola çıktık. Yaklaşık 45 dakikalık bir tırmanıştan sonra Poon Hill’e vardık. Tepe oldukça kalabalıktı. Güneş doğmaya başladığında önce zirveleri aydınlanmaya başlayan ulu dağlar muhteşemdi. Bolca fotoğraf çektikten sonra Ghorepani’ye inip kahvaltımızı yaptık ve yine yollara düştük.

5 saatlik vadi inişli ve çıkışlı yorucu bir yürüyüş ile Tadapani’ye ulaştık. Sabah erken kalkmış olmanın ve yürüyüşün verdiği yorgunluk ile sıcak soba başında toplanma ve  yemek sonrasında derin bir uykuya bıraktık kendimizi.

4. Gün
Güne yine erkenden başladık. Zaten hava o kadar temizdi ki, hemen hemen her gün uyanmayı planladığımız saatten önce uyanabildik rahatlıkla. Tadapani’den Syauli Bazar’a önce düz sonra ağırlıklı iniş içeren bir rotadan yaklaşık 5 saatte ulaştık. Bu rota üzerinde müthiş ormanlardan geçtik, ağaçların tepelerinde atlayıp zıplayan maymunları izledik, tablo gibi bir doğanın içinde keyifle yol aldık.
Hamlığımızdan dolayı biraz tutulma yaşasak da bu kısım yürüyüşün en keyifli ve kolay kısımlarındandı.

5. Gün
Yürüyüşün son günü, Syauli Bazar’dan Nayapool’a varışımız yaklaşık 2,5 saat sürdü. Bu rotada genelde köylerden ve prinç tarlalarından geçiyorsunuz, bu nedenle köy hayatını ve insanları gözlemleme imkanınız oluyor.
Eğer zamanınız çok kısıtlı ise 4.gün parkuru birleştirerek zaman kazanabilirsiniz. Biz ayrı günlerde tutarak biraz daha dağlarda kalmayı tercih ettik. Ve bir rotamızı da böylece bitirdik.

Annapurna Base Camp yollarında görüşmek üzere, namaste!

DSC_0377DSC_0508

 

DSC_0476 

 

 

 

 

Dağlara Giden Yol: Pokhara

Dağlara Giden Yol: Pokhara

nepal1

Pokhara’ya Nepal’in başkenti Khatmandu’dan ulaşım için pekçok seçenek var. Uçak ve özel taksi ile gidebileceğiniz gibi pek çok otobüs firması arasından seçim de yapabilirsiniz. Uçak fiyatları tek yön 75 usd civarında iken otobüs fiyatları da 15-20 usd civarında. Kathmandu’daki turizm ofislerinden istediğiniz firmaya ait otobüs biletlerinizi alabilirsiniz. Bilet aldığınız acenta otobüsünüzün hareket noktası ve isterseniz transferiniz konusunda da size yardımcı oluyor.

Khatmandu – Pokhara arası 240 km olmasına rağmen yol 8 saat sürüyor. Yollar çok virajlı ve kötü. Bazı yerlerde yol yok, bizim köy yolu dediğimiz, iki aracın yanyana geçemeyeceği, bir tarafı dağbir tarafı uçurum yerlerden adım adım gidiliyor. Zaman zaman 10 km hızla gittiğimiz oldu. Otobüsler genellikle sabah saat 07:00 – 08:00arasında hareket ediyor. Bildiğim kadarıyla yolların kötü olması nedeniyle akşam saatlerinde sefer bulunmuyor.

Yolların kötü olmasına karşılık yol manzaraları da bir o kadar güzel. Trishuli nehri yolun büyük bir kısmında keyifle size eşlik ediyor. Rafting ve kano yapanları izlemek çok keyifli. Bu yol ayrıca çok güzel fotoğraf kareleri de sunuyor. Pokhara’ya giderken şoförün arka sırasındaki koltukları yani sağ tarafı tercih ederseniz nehir manzarasını daha rahat izleyebilirsiniz. Eğer özel araç ile gidiyorsanız yol üzerindeki teleferik ile çıkılan Budist Manastırını da görebilirsiniz. Biz otobüs ile seyahat ettiğimiz için göremedik.

Pokhara’da konaklama tesisleri, restorantlar, kafeteryalar, turizm acentaları, outdoor malzemeleri satan mağazalar göl boyunca sıralanmış durumda. Renkli bir şehir olmasına rağmen çok huzurlu gözüküyor, sanki gölün ve dağların bu şehre verdiği bir sakinlik var.

Pokhara’da yapabileceğiniz çok fazla aktivite var: Yamaç paraşütü, dağ bisikleti, rafting, kano, bungee jumping ve istediğiniz gün ve zorlukta trekking. Ayrıca gölde kayıkla gezinti yapabilir, göl civarında yürüyüş yapabilir, civardaki tepelerden muhteşem gün doğumu ve batımlarını izleyebilirsiniz. Burada insanın boş kalması ve canının sıkılması imkansız gibi.

Pokhara’da Sarangot tepesinden yamaç paraşütü yaptık. Himalayalar’ın gölgesinde kuşlar gibi uçtuk, karla kaplı ulu dağlara selam verdik, rüzgarla dans ettik. Bir de 5 gün boyunca Himalayalar’da koşturup durduk, her gün başka bir noktada Machhapuchhre, Annapurna South’e günaydın dedik, peşlerinde koşup durduk, maymunlarla dolu ormanlara daldık, tepeler çıktık, tepeler indik, uzak dağ köyleriyle tanıştık… Annapurna günleri gezimin en güzel ve özel günleriydi sanırım…

İlk defa gittiğim Pokhara ilk fırsatta tekrar gideceğim yerlerden.  Dönüş yolunda bile Annapurna Base Camp hayalleri kuruyorum. Bu güzel şehir ve dağlar insanı kendine tekrar tekrar çağırıyor zaten…

 nepal2DSC_0220

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ağrı Dağı Güncesi

Ağrı Dağı Güncesi

Ağrı’ya gitmeye karar verdiğimde, bu 4. girişimim olacaktı. Dağın turizme kapanması, yıllık iznimi ayarlayamamam gibi çeşitli sebeplerle daha önce 3 kez ertelemiştim. Artık daha fazla ertelemek gibi bir niyetim yoktu …

Uçak biletlerimizi alıp, rezervasyonlarımızı yapmıştık. Gideceğimiz tarihin bayrama denk gelmesi izin olayını  kolaylaştırıyordu ancak siyasi ortamın karışıklığı birlikte yola çıkacağımız Rota grubunda bir endişe yaratıyordu. Yaptığımız toplantılarda tüm olasılıklar konuşuldu, herkes görüşünü dile getirdi ve yola çıkacak grup belirlendi.

1. gün: İstanbul’dan Van’a yola çıktık ve güzel bir Van kahvaltısının ardından aynı gün Doğu Beyazıt’a geçiş yapıp yol yorgunluğunu atıp hazırlıklarımızı yapmak için otelimize (1.600 mt) yerleştik (27.08.2011). O gün dağdan inen gruplardan dinlediklerimiz ve 4 grubun zirve yapamadan dönmüş olması, yukarıdaki hava koşullarının uygun olmaması kafalarda soru işaretleri oluşturmuştu, acaba zirve yapabilecek miyiz, nasıl olacak… Biraz korku, biraz merak, biraz endişe, biraz heyecan… Her duygu vardı aslında… Uzaktan baktığımız Ağrı, Sisler Kraliçesi modunda tüm heybetiyle karşımızda duruyordu, başı dumanlı…

2. gün: Ertesi gün yerel rehberlerimiz eşliğinde rengarenk duygular eşliğinde yola çıktık ve 2.200 mt.den tırmanışa geçerek ilk kamp noktamız olan 3.300 mt’ye ulaştık. Çadırlarımızı kurup çevremizi keşfetmeye başladık. Bu sefer Ağrı sislerini ayaklarımız altına sermiş, bizi kabul etmişti eteklerine. Kamp alanımızdan sonraki kamp alanını ve zirveyi açıkca görmemize rağmen, sisten kamp alanından aşağısı gözükmüyordu. Sis havuzuna kamp atmış gibiydik… 3.300 mt’de uykuya dalmak zor olsa da, sabaha uykumu almış ve rahat uyanabildim.

3. gün: Çeşitli alternatifler grupça değerlendirildikten sonra günü, aklimatizasyon için 4.200 mt.ye çıkıp geri dönerek kullanmaya karar verdik. Amacımız zirve çıkışını kolaylaştırmaktı. Hava durumu da bizden yana gözüküyordu Ağrı şimdilik  bizi kabul etmişti:) (29.08.2011)

4. gün: Öyle çook dalgın uyuyamadığımız gibi, havanın aydınlanması ile erkenden uyandık.  Günün planı 4.200 mt’ye çıkmak ve dinlenmekti. Adım adım zirveye yaklaşıyorduk. Sabaha karşı da uyanıp zirve yürüyüşüne başlayacaktık. Bu arada Van’a indiğimizde başlayan boğaz ağrım kullandığım ilaçlara rağmen geçmek bir yana giderek artıyordu. 4.200 mt’ye çıkıp çadırlarımıza yerleştik. 4.200’de Küçük Ağrı ile yan yana durup, Ağrı’ya göz kırpma mesafesinde gibiydik. Bu kadar arzulanan meşhur Ağrı’nın zirvesine hem bu kadar yakın hem de uzak olmak, küçük Ağrı’yla kucaklaşmak, aslında hoplayıp zıplamak istemek ama hemen yorulmak, nefes almak da zorlanmak, içinin kıpır kıpır olması…..Yine bir cümbüş, Ağrı keyfi … Hava çok güzeldi, moralimiz yerindeydi. Yemeklerimizi yedikten sonra erkenden çadırlarımıza dinlenmeye çekildik. Artık büyük gün gelmişti!  (30.08.2011)

5.gün: Yükseklikten  ve rahatsızlığımdan dolayı rahat nefes alamadığımdan çok zor uykuya daldım.  Sabaha karşı 01:00 civarında da uyandık zaten. Hava beklediğimden yumuşaktı; gerçi biz de tüm hava koşullarına gayet hazırlıklı idik. Çorbalarımızı içip, termoslarımıza sıcak sularımızı ve hoşaflarımızı aldık. Son hazırlıklarımızı yaparak  saat 02:00 civarında yola çıktık; oldukça dik bir sırtta  kafa lambalarımızın aydınlattığı yolda yavaş yavaş tırmanmaya başladık (31.08.2011). Grup temposunun belirlenmesi, vücut ısılarımız, nefesimizin alışması, heyecan, merak…Yavaş yavaş güneş doğuyor, zirve giderek yakınlaşıyor. Hırs değil bu duygu; taa baştan beri biliyorum ki Ağrı bizi kabul etti  eteklerinden beri ve şimdi de zirvesine bekliyor. İlerliyoruz ağır ağır; artık kar ve buz karışımındayız. Soğuk aslında, öyle bir rüzgar ve güneş var ki yanıyoruz… Giderek dikleşen sırtta nihayet zirvedeyiz.  Pırıl pırıl bir güneş var ve dört bir yanı görebiliyoruz; Nemrut, İran, Ermenistan… ve Ağrı o kadar güzel ki…

 

 Ayrıca;

İyi ki aklimitize olmak için ekstra çıkış yapıp inmişiz. Vücudumuzu alıştırmanın yanı sıra bir fazla gün daha geçirmiş olduk Ağrı’da..

Rüzgar ve güneşin yaktığı yüzlerimiz için yanımızda az miktarda güneş kremi vardı. Keşke daha çok olsaydı ve karşılaştığımız çocuklara bırakabilseydik..

Ekip üyelerinin birbirini tanıması ve uyumu, kamp ortamından yürüyüşe kadar her noktaya yansıyor ve çoook önemli.

veee son söz:

Hayallerinin gerçek olması kadar güzel ve keyifli bir duygu daha yok sanırım.. Nice hayallere ve hayata…