Tek Başına Güney Amerika

Tek Başına Güney Amerika

bolivia

Aslında ben tam bir klasik beyaz yakaliyim. Klimalı ofislerde 08:00-17:00 arası çalışan, sıklıkla hafta içi ve hafta sonu mesai yapan, yılda 2 bilemedin en fazla 3 hafta izin hakkı olan bir özel sektör çalışanıyım. Bu şartlarda, gezip görmeyi bu kadar seven bir insan olunca yıllarca hayaller Güney Amerika, gerçekler ofis şeklinde yaşadım.

Güney Amerika çok uzak, biletleri çok pahalı ve benim de yıllık iznim 2 hafta olunca ben de bir süre hayallerim için hem izin hem de para biriktirdim. Ve sonunda 2016 mart ayında 5 haftalık bir Güney Amerika seyahati için yollara düştüm.

Gezimin başından (ve döndüğüm günden) itibaren en çok sorulan nokta korkup korkmadığım ve oralarda ne işim olduğuydu 🙂 Sonuçta tek başıma bir kadın olarak 5 haftalık ( ki bence oldukça kısa) bir Güney Amerika seyahatine çıkıyordum.

Elbette korkularım daha doğrusu tedirginliklerim vardı; en başta hiç İspanyolca bilmiyordum. Daha önce tek başıma seyahat etmiştim ama Avrupa dışında bu kadar uzun süreli ilk seyahatim olacaktı. İlk defa ilk okulda coğrafya derslerinde öğrendiğimiz bizde kış iken orada yaz olan diğer yarımküreye gidiyordum. İznim 5 haftaydı ve bu izin için neredeyse 2 yıldır hiç izin kullanmamıştım. Ama daha önce bu kadar süre seyahat etmemiştim. Aslında tüm bunlar korkudan çok biraz endişe biraz da tatlı bir telaş hissettiriyordu bana…

Nitekim gezimin Cusco ayağında ki bu 2. ya da 3. Güne karşılık geliyor, bu bölge güvenli mi diye sormayı bıraktım! Güvenlikten kastım hırsızlık, gasp; kesinlikle taciz, tecavüz, adam öldürme gibi şeyler zaten değildi. Tedbiri hiç bir zaman elden bırakmamakla beraber her istediğim yere istediğim saatte gittim. Tedbirden kastım da cüzdan, telefon elimde yürümemek; hiç bir zaman dalgın, yorgun, güvensiz durmamak gibi şeyler; yoksa yanımda değil göz yaşartıcı sprey, minik bir çakı bile yoktu 🙂

Gecenin 04:00 ‘unde hostelden ayrılıp yürüyerek katılacağım turun buluşma noktasına gittiğim de oldu, sabahın 05:00’inde vardığım otogarlar da. Tüm bunlarda acaba başıma bir şey gelir mi diye hiç korkmadım, daha da güzeli aklıma hiç böyle bir korku düşmedi! Neden mi? Nedenini tam olarak bilmekle beraber tarif etmekte zorlandığım bir nokta var, çünkü kendi ülkemde bunun tam tersini yaşıyorum. Çünkü kimse sizi bakışlarıyla, sözleriyle ya da hareketleriyle taciz etmiyor, rahatsız etmiyor. Rahatsız etmedikleri gibi eğer farkında olmadan nispeten güvenliği düşük bir bölgede iseniz ve elinizde telefon/cüzdan var ise sizi uyarıyorlar. Maalesef yaşadığım şehirde gecenin 04:00’ünde sokağa rahatça çıkabileceğimi, herhangi bir otogarda güven içinde günün ağarmasını bekleyebileceğimi zannetmiyorum. Çünkü korktuğum nokta hırsızlık değil, keşke sadece öyle olsaydı…

Güney Amerika ülkeleri gezginlere çok alışık olduğu için sanırım, gezginlere karşı da gerçekten çok rahatlar. Sizi gerçekten hiç rahatsız etmiyorlar ama ihtiyaç duyduğunuz anda hemen yardıma koşuyorlar. Aslında tam da bu noktada özellikle söylemek istediğim, size yardımcı olurlarken hiç bir art niyet hissetmiyorsunuz.

“Sıkılmadın mı 5 hafta tek başına” diye soran arkadaşlarıma da iyi ki tek başıma gitmişim diyorum. Kendime gerçekten çok fazla vakit ayırabildiğim gibi neredeyse hiç tek bsaşıma kahvaltı yapmadım, hiç tek başıma yemek yemedim, istediğim her an yanımda birileri vardı. Tek başınayken insan arkadaşıyla/eşiyle/sevgilisiyle birlikte seyahate çıktığından daha fazla sosyal davranıyor; diğer durumda mutlaka yol arkadaşınız ile daha fazla vakit geçiriyorsunuz. Bir de tabii hostellerde konaklamamın ve genelde otobüslerle seyahat etmemin de bu sosyallikte etkisi var. İşin diğer güzel yanı da istediğin/istemediğin her şeye kendin karar veriyorsun, bu da yolda insana inanılmaz bir rahatlık sağlıyor.

Tek başıma olmakla beraber yolda gerçekten avantajını hissettiğim bir nokta da çantamın çok küçük ve hafif (çanta dahil 8 kg) olmasıydı. Bu bana öncelikle hız kazandırdı, mesela uçakta da otobüslerde de çantamı yanıma alabildim. Çok eşyam olmadığı için çok çabuk toparlanabiliyordum ve çantayla yürümem gereken zamanlarda hiç zorlanmadım. Bir de çantam da çok küçük olduğu ve hiç boş yerim olmadığı için pek alışveriş yapamadım. Aklımda kalan bir sürü güzel şey oldu ama bu sayede bütçeyi de korudum 🙂 Hem eşya yerine anı biriktirmek güzel olan deyip yola devam ettim.

Hiç mi kötü yanı yok derseniz yalnız başına seyahat etmenin, tabii ki bazen zorlukları var. San Pedro de Atacama’daki son gecemde içtiğim çorbadan zehirlendim. Sabaha karşı uyanıp saatlerce lavabodan çıkamadım ve gerçekten çok kötü hissettim kendimi. Daha sonra oda arkadaşlarım ve tesadüfen orada tanıştığımız Türkiye’den Emre yardımcı oldular, ilgilendiler; gün içerisindeki planlarımı iptal edip tüm günümü dinlenerek geçirip kendime geldim. Sonuçta en yakın hastahanenin 1,5 saat uzaklıkta olduğu, çölün ortasında bir kasabada rahatsızlanınca kendinizi kötü hissediyorsunuz elbette ama geçiyor.

Sonuçta benim için son derece hızlı ve çok çok geçen bu 5 haftaya dönüp baktığımda iyi ki gitmişim diyorum! Vardığım, gördüğüm yerler kadar o yollarda yaşadıklarım, tanıdıklarım, öğrendiklerim var aklımda, kalbimde…

 

tek_basina_guney_amerika

6 thoughts on “Tek Başına Güney Amerika

  1. Aydan cigim cok iyi etmissin…keyifle okudum…bir sorum olacak:) yazinin hir yerinde korkuya hic dusmedim..nedenini tam olarak bilmekle…. diye devam eden bir cumlen var. Nedeni nedir cok ozel degilse ? 🙂

    1. Selin’ciğim bunun nedeni seyatim boyunca kendimi insan olarak hissetmemdi, kadın değil. Kimse sana kadın olarak davranmayınca inanılmaz bir güven ve rahatlık içinde seyahat edebildim. Bizim ülkemizde ise maalesef böyle olmuyor, biliyorsun..

  2. Harika bende 62 yaşında aralık ayında7 haftalık Güney Amerika gezisi yapacağım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir