Trenle Sofya

Trenle Sofya

sofya_02

Geçerli vizemiz bitmeden Sofya’yı ziyaret etmek istiyordum ama hayat bu. İş, güç, sorumluluklar, sürprizler; her zaman plan, program yapamıyor insan. Sofya bu nedenlerle biraz son dakika gezisi oldu. Vizenin bitimine 5 gün kala Sirkeci’den gidip aldığımız biletler ile o akşam yola çıktık.

Sofya yolculuğu benim ilk uzun tren yolculuğum olacağı için biraz heyecanlıydım. Heyecanım bilmediğim bir şehre gitmenin yanı sıra daha önce hiç deneyimlemediğim bir ulaşım şeklini yaşayacak olmamadan kaynaklanıyordu. Tren gerçekten çok keyifli ve konforlu bir ulaşım aracı imiş, bu kadar geç keşfettiğim ve çok yaygın ulaşım ağlarımız olmadığı için çok üzgünüm. Sofya’ya saat 11:00 civarı varmamız gerekirken biraz rötarlı vardık. Yollarda vakit kaybı benim için panik, sinir, stres sebebi iken hiç olmadığım kadar rahattım. Sanırım bunda yola çıkmadan önce yanımıza aldığımız dergiler, kitaplar, film, müzik, kahve ve yiyeceklerin de etkisi vardı; trende hiç sıkılmadan zaman geçirilebiliyor.

Yazmadan geçemeyeceğim; yurtdışına çıkan tüm trenler yataklıymış. Her milletten insanla  üstelik de ‘kızlı erkekli (!)’  yolculuk yapabiliyorsunuz, en çok bu kısmı hoşuma gitti. Yolcu profili genel olarak  üniversite öğrencisi ya da yeni mezun ve sırtçantalı.

Sofya’ya gelirsek, Sofya çok sakin ve düzenli. Hatta bir başkent için fazla sakin bir şehir bence. Cumartesi günü dolaşırken insanlar bu şehri terk mi etti acaba diye düşündüm. Ben hareketli, cıvıl cıvıl, hatta kaos dolu şehirleri seviyorum.

Ulaşım ağı yaygın, şehir düzenli ve kolay. Kaybolmak neredeyse imkansız.  Görmek istediğimiz her yeri şehir merkezinden başlayıp bir cadde boyunca buluyoruz neredeyse. Şehirde merkezden az biraz uzaklaşınca  binalarda, eski yerleşim yerlerinde komünist rejimin etkisi ya da havası hissediliyor. 

Şehir merkezinde gezimize Alexander Nevsky Katedralinden başlayıp Aziz Sofia Kilisesi, ulusal müze, tiyatro  ve galeriler, Cumhurbaşkanlığı ve hükümet binalarına ile devam ediyoruz. Burdan devam ettiğinizde de meşhur Sofia Heykeline ve oradan da Mimar Sinan yapımı olan Kadı Seyfullah Efendi Camii’ni ulaşıyoruz.

Yemekler çok ucuz ve lezzetli.  Kahvaltıda mutlaka böreklerinden denemenizi öneririm, zaten mis gibi kokuları ile pastaneler sizi kendine çekiyor.  Şehir merkezindeki Happy Grill gün içinde atıştırmak için ideal.  Chevermeto yöresel lezzetleri tatmak için güzel bir mekan; akşamları yöresel müzik ve eğlenceler de oluyormuş. Fiyatlar ise çok uygun.

sofya_05

Gezimiz sırasında hükümeti protesto gösterilerine denk geldim. Bizim #Gezi protestolarımız ile  karşılaştırıldığında hem protestocular hem de polis çok olması gerektiği gibi davranıyordu. İnsanlar ellerinde bayraklar, düdükler, alkışlarla protesto ediyor; polis de sadece izliyordu. Biber gazı, tomalar, tazyikli sular, çevik kuvvetler ortada yoktu. Tekerlekli sandalye ile gelen bir protestocuyu gördüğümde  kendi ülkemizdeki manzaraları düşününce içim acıdı…

sofya_03

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir